Kendi enerjinizi üretin

Kendi enerjinizi üretin!



Bey Energy International olarak sürdürülebilir iş modelinizin ayrılmaz parçası olan enerji konusunda size etkin bir çözüm öneriyoruz. Kendi enerjinizi üretin! Yerküreye katkınızı internet üzerinden paylaşın! Hem elektrik faturalarınızı düşürün, hem başarılı bir halkla ilişkiler kampanyası gerçekleştirin!


İş süreçlerinizi yeniden tanımlarken enerji modelinizi gözden geçirmeye ihtiyacınız olabilir. Enerji verimliliği kadar rüzgar ve güneş gibi tabi kaynaklardan enerji üretimi de sürdürülebilir modelin bir parçası. Artık kendi elektriğinizi üretmek için işletmenizde mikrojenerasyon tesis kurulumu sanıldığından daha kısa bir süreç. 1 MW gücün altındaki sistemler EPDK lisansına tabi olmadan rahatlıkla devreye alınabilir.


Bunun için ilk adım saha etüdü. İşletmenizde mühendis ekibimiz tarafından yapılan saha etüdü sonucu elektrik kullanım özellikleriniz, talep güç ve kullanım alışkanlıklarınız, kurulum için uygun olan çatı/bahçe alanın tespiti, bağlantı detaylarının oluşması ile rüzgar, fotovoltaik, ya da hibrit sistem analizi yapılır. Dijital haritalardan kurulum noktasındaki istatistiki kaynak verileri ile simülasyon sonucu öngörülen sistemin gelecekteki çıktı verileri oluşturulur. En yüksek çalışma güvenliği standartlarında rüzgar türbini ve/veya fotovoltaik sistem ile güç elektroniği kurulur, trafo bağlantıları yapılır, test süreci, personelinizin eğitimi ve vaka çalışmalarını takiben anahtar teslim tesis devreye alınır. Rüzgar, güneş ya da hibrit olsun, tüm enerji üretim verileri, atmosfere salınımı engellenen gaz miktarı, alternatif kaynaklar ile karşılaştırmalı olarak kullanıcı dostu görseller ile internet üzerinden ya da şirket içi dahili ekranlardan yayınlanır.


İzleme sistemlerimiz sayesinde rüzgar, fotovoltaik ya da hibrit mikrojenarasyon sisteminizin ürettiği enerji değerlerini gerçek zamanlı 7x24 internet üzerinden izleyebilir, analiz edebilir ve yayınlayabilirsiniz. Yatırımcılarınız, müşteriniz ve takipçileriniz sürdürebilir gelecek için ne kadar katkı yaptığınızı, örneğin kaç kwh elektrik ürettiğinizi, kaç ton sera gazını engellediğinizi, bu tasarrufun kaç adet ağaca karşılık geldiğini ve bunun gibi birçok veriyi anlık olarak grafik ortamında görebilirler. Bu yazılım sayesinde sadece anlık olarak performans verilerinin kamuoyu ile paylaşımı değil doğabilecek verimsizlikler ile sistem performansını olumsuz etkileyen faktörler de tespit edilir ve anında iyileştirme yapılır.



Fotovoltaik Paneller – Özellikleri - Kullanımı


Güneş panelleri (fotovoltaik paneller) güneş ışığındaki enerjiyi elektrik enerjisine çevirir. Güneş panelleri üzerine güneş ışığı düştüğünde enerji üreten hücrelerden oluşur. Bu işlem, neredeyse tüm solar hücrelerde bulunan özel bir maddeye dayanır: Doğal elektriksel özellikleri olan yarı iletken silikon.


Silikon oksijenden sonra yeryüzünde en çok bulunan element olduğu için oldukça ucuz ve neredeyse sonsuz bir doğal kaynaktır. Ancak bu maddeyi fotovoltaik amaçlı kullanmak için çok aşamalı, komplike işlemler yapılması gerekir. Doğal silika kumu saf kristal silikon hâline getirilir.

Yapısına ve üretim yöntemine bağlı olarak en çok kullanılan güneş panelleri:


• Monokristal

• Polikristal

• İnce film'dir.


Monokristal solar hücreler siyah veya koyu mavi renktedir. Tek bir kristalden yapılır ve tüm silikon hücreler arasında en yüksek verimliliğe sahiptir. Kullanılabilecek yüzey alanı kısıtlı olduğunda bu tür hücreler özellikle tercih edilir.


Polikristal veya çoklu-kristal solar hücrelerin yüzeyi mavi renkte olur. Kristal yapıları kısmen düzgün olduğu için polikristal panellerin verimliliği monokristal panellerden biraz daha düşüktür. İmalatı daha kolay ve üretimi daha ucuz olan polikristal hücreler, fotovoltaik sektöründe en çok kullanılan teknolojidir.


İnce film modüller genellikle koyu kırmızı veya koyu kahverengi olur. Verimliliği monokristal ve polikristal panellere göre daha düşüktür. Üretim teknolojisinin kolaylığından dolayı fiyatları ucuzdur. Özellikle alan sıkıntısı olmayan projelerde tercih edilir.


Inverterler ve Kullanım alanları


On-grid:


On-grid inverteri tanımamız için öncelikle on-grid sistemi bilmemiz gerekir. Peki, on-grid sistem nedir? Bu tip sistemler şebekenin bulunduğu yerlerde veya bölgelerde uygulanabilmektedir. On-grid sistemler aküsüz olup panel ve on-grid inverterlerden oluşan bir sistemdir. On-grid yani şebeke bağlantılı sistemler ile enerji tasarrufu yapılabilir, devlete elektrik satılarak gelir elde edilebilir ve güneş enerji santralleri kurulabilir. Şebeke bağlantılı sistemler şehir içi konut veya ev kullanımına oldukça uygundur. Günde saatlik olarak 3kWp güç elde edilen bir sistem yardımıyla bir evin tüm elektrik ihtiyacını karşılamanız mümkündür. Gündüz güneş olduğu sürece elektrik üreten bu sistemler şebekeyle desteklendiği için kayıp, kesinti gibi bir problem yaşanmaz. Bunun yanında tükettiğinizden fazlasını üretirseniz aradaki bu fark size gelir olarak geri dönecektir. Uygulanan tarifeye bağlı olarak kendini amorti eden bu sistemler ve bu sistemlerin uygulanması için gerekli olan on-grid inverterler asgari 35 yıl yüksek kapasitede çalışma özelliğine sahiptir.


Off-grid:


Off-grid inverteri tanımamız için öncelikle off-grid sistemi bilmemiz gerekir. Peki, off-grid sistem nedir? Off-grid Sistemler, elektrik ihtiyacının olup elektrik şebekesinin bulunmadığı, şebeke hattı çekilmesinin çok masraflı olduğu, ya da şebekenin mevcut olup uzun süreli elektrik kesintilerinin yaşandığı, elektrik kalitesinin kötü olduğu yerlerde kullanılır.

Off-grid yani şebekeden bağımsız sistemlerde kullanılan ana ekipmanlar güneş paneli veya rüzgar generatörü, şarj kontrol cihazı, akü ve off-grid çalışan inverterlerdir. Güneş panelleri veya rüzgar generatörlerinin ürettiği doğru akım (DC) elektrik enerjisi şarj kontrol cihazı ile regüle edilerek akülere depolanır. DC ile çalışan elektrikli cihazlar direk aküden ya da kontrol cihazının yük çıkışından beslenirken, alternatif akım (AC) ile çalışan cihazlara ise enerji, aküye bağlanan gücü uygun bir off-grid inverter üzerinden sağlanır.



Elektriksel değerlerin ölçümü


Yenilenebilir enerji sistemlerinde elektriksel değerlerin ölçülmesi son derece önemlidir. Elektriksel değerlerin ölçülmesi ve doğru olarak değerlendirilmesi, yenilenebilir enerji sistemlerinde, sistemin doğru ve güvenli olarak çalışma kontrolünü, hata analizi yapmayı, meydana gelebilecek muhtemel arızalara karşı önlem almayı, oluşmuş arızalarda ise arıza sebebinin bulunması ve tekrarının önlenmesini sağlamaktadır. Bunu sağlamak için ise her türlü elektriksel büyüklük için uygun ölçüm aleti uygun özelliklerde seçilmelidir. Ayrıca seçilen ölçü aletinin özellikleri, sistem gerekliliklerini karşılamalıdır. 1 Faz AC, 3 Faz AC ve DC hatlara ait tüm ölçümleri yapabilecek cihazlar, akım trafoları ve şöntler, veri aktarıcı ve çeviriciler,sinyal çeviricileri ve diğer ilgili tüm ekipmanlar stoklarımızda olup, tüm teknik ve uygulamaya yönelik sorularınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.



Meteorolojik verilerin ölçülmesi


Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilecek enerji, doğrudan meteorolojik verilerle ilişkilidir, bu yüzden yenilenebilir enerji sistemlerinde ilgili gerekli ve önemlidir. Ölçümler çoğu kez yatırım öncesi başlar(özellikle belli bir gücün üzerindeki RES/GES yatırımları için). Çünkü meteorolojik ölçüm yenilenebilir enerji sistemleri için bir ihtiyaç olmaktan çıkıp zorunlu hale gelmiştir. 6446 sayılı 30.03.2013 tarihinde yayınlanan yeni Elektrik Piyasası Kanunu'na göre rüzgar ve güneş enerjisine dayalı lisans başvurularında, standardına uygun en az 1 yıl süreli ölçüm yapılması zorunludur.

EPDK ve MGM tarafından yöntem ve standartları belirlenen ölçüm sistemleri, yasal zorunlulukla beraber yatırımcının belirlediği proje sahası ile ilgili lisans sürecinde ölçüme dayalı fizibilite yapmasını sağlar. Ayrıca, küçük ve orta ölçekli sistemlerde de, kullanılan yenilenebilir enerji ekipmanlarının(rüzgar türbini ve fotovoltaik paneller gibi) performans değerlendirmesi için rüzgar hızı, rüzgar yönü, hava sıcaklığı, hava nemi, hava basıncı ve güneş ışınım şiddeti ölçümlerini sağlayan sensörler ve ilgili ekipmanlar sıkça kullanılmaktadır.


Doğru DC sigorta seçimi



Bir doğru akım (DC) uygulaması için gerekli korumayı sağlayacak sigorta seçimi sanıldığı kadar basit değildir. Alternatif akım (AC) uygulamaları doğru akım (DC) uygulamalarından çok daha yaygındır. Bu nedenle, DC sigortalar hakkında bilinenler, AC sigortalar hakkında bilinenlerden çok daha azdır. AC sigortaların, DC sigortalar yerine doğru akım uygulamalarında kullanılabileceği düşüncesi veya bilgisi kesinlikle yanlıştır. Doğru akım devrelerini korumak için kesinlikle DC sigorta seçimi yapılmalıdır.


Doğru DC sigorta seçimini yapabilmek için, sistem parametrelerinin iyi tanınması ve izin verilen maksimum akım ve gerilim değerlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu durum güneş ve rüzgar kaynaklı enerji sistem elemanlarının korunması ve sistemin hasar görmemesi bakımından çok önemlidir. Fotovoltaik güneş santralleri uygulamalarında, işletim gerilimi de göz önünde bulundurularak, panel kısa devre akımının (ISC) 1.5 ile 2.0 katı arasında DC sigorta seçimi yapılmalıdır.


Cihazlarınızın ve elektronik sistemlerinizin yıldırım ve aşırı gerilim darbelerinden  korunması


Cihazlarınızın ve elektronik sistemlerinizin yıldırım ve aşırı gerilim darbelerinden korunması amacıyla bir tesise kurulan dış yıldırımlık sistemleri (paratoner, faraday kafesi, Franklin çubuğu) bu doğrultuda görev yapmamaktadır. Bir paratoner sistemi temel olarak yıldırımı yönlendirip toprağa aktarma görevini üstlenmekte ve tesise yönelen bir yıldırımın herhangi bir noktaya düşüp yangın çıkarmasını önlemektedir. Ancak ülkemizde ki genel yargı paratoner sistemlerinin tüm elektronik sistemlerimizi ve cihazlarımızı da yıldırım ve aşırı gerilime karşı koruyacağı yönündedir. Oysaki bir istasyonda bulunan paratoner sistemi elektronik sistemler için çok tehlikelidir. Çünkü dış yıldırımlık sistemine isabet eden 200 kilo amperlik bir darbenin toprak sadece %50 sini sönümlemekte ve geri kalan darbe başta endüktif-kapasitif kuplaj etkileri ve potansiyel farklar nedeni ile sistemlere yönelmektedir. Ayrıca istasyonlarda 2km’lik uzaklığa düşen bir yıldırımda yine istasyonu aynı tehlike altına sokmaktadır. Bu nedenle hem mühendislik yaklaşımı hem de ülkemizde uygulanan standartlar ışığında (TSE EN 62305 1-2-3-4, IEC 61643-11 ve IEC 60364) tüm yenilenebilir enerji tesislerinde yıldırım ve aşırı gerilim darbelerinden korunmak için parafadur kullanılması zorunludur.


Fotovoltaik sistemlerde kablonun seçimi


Fotovoltaik sistemlerde kablonun seçimine çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Bilhassa DC (doğru akım) sistemlerin hesaplanmasında dikkat edilmesi gereken ana faktörlerinden birisidir ve dikkat edilmediğinde oluşan zararın maliyeti yüksektir.


Bir sistemin maliyetini incelediğiniz zaman, bağlantı parçalarının değeri ortalama ~%5 ile sınırlıdır. Fakat bağlantı ürünlerinde yanlış seçim yaptığınızda, yangın tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir ve yüksek zarara uğrayabilirsiniz ve daha önemlisi insan hayatı söz konusu olabilir.



Fotovoltaik uygulamalar için özel olarak üretilen Solar Tip Kablolar üstün kaliteli hammaddeler ile özel olarak üretilmektedir. Enerji iletiminin özel bir önem arz ettiği fotovoltaik uygulamalarda normal kabloların kullanımı kesinlikle uygun değildir. Bu kablolar fotovoltaik sistemlerin önemli bir parçasıdır. Fotovoltaik sistemlerin bina içi ve dışındaki bağlantıları, yüksek mekanik yıpranma dayanımı gerektiren yerler ve ağır hava şartları olan bölgeler için özel olarak tasarlanıştır.


Solar enerji sistemlerde kullanılan kabloların uzunluğu arttıkça, mesafeler uzadıkça ve/veya kablodan geçen akım arttıkça, iletken olması gereken kablomuzun üzerinde gerilim düşümü olur. Yani bir şekilde direnç oluşturur. Bu noktada uygun kablo kesiti hesaplama ve yeterli özellikteki kablo seçimin önemi ortaya çıkar.


Yukarıda açıklanan üstün özellikleri nedeniyle fotovoltaik istemlerde bu sistemler için üstün kaliteli hammaddeler ile özel olarak hazırlanmış solar (fotovoltaik) kabloların kullanılması kaçınılmazdır.


Ayrıca fotovoltaik uygulamalarda sistemin düşük enerji kayıplı, uzun ömürlü ve yüksek güvenli olması isteniyorsa solar enerji kablo konnektörleri mutlaka kullanılmalıdır.


Güneş Takip Sistemi


Bir güneş panelinin çıkış gücü, panele düşen ışığın miktarına bağlıdır. Güneş panelleri hareket ettirerek ve güneşe yönelmelerini sağlayarak elektrik üretimleri maksimuma getirilebilir. Panelleri, gelen güneş ışığına dik olarak yönelten elemanlara izleyici denir.


Başlıca güneş takip sistemleri;

Eksen sayısına göre

- Tek eksende kontrol

- Çift eksende kontrol


Kontrol yöntemine göre

- Pasif kontrollü sistemler (kapalı döngü)

- Aktif kontrollü sistemler (açık döngü)


Neden Güneş Takip (tracker) Sistemi?

- Güneş ve Dünya`nın hareketinden dolayı güneş enerjisinden sürekli faydalanamama,

- Güneş ve Dünya`nın hareketinden dolayı güneş enerjisinden sürekli faydalanamama,

- Kötü hava, iklim koşullarında istenilen ışınım miktarının alınamaması,

- Yüksek güçler elde etmek için geniş yüzey alanı ihtiyacı nedeniyle maliyetin yükselmesi,

- Olumsuz arazi yapısı, saha koşullarıdır.


Sistem sayesinde güneş enerjisinden gün boyu istifade edebilme olanağı ile kayıp olan kısmın tekrar sisteme katılımı ve verimin artması hedeflenmektedir. Yine de yatırım öncesinde, maliyet/performans oranı ile bakım, işletme vb. hususlar dahilinde somut saha ve uygulama bazında çalışma yapılması son derece önemlidir.


MPPT ( Maksimum Güç Noktası Takipçisi )


Yenilenebilir enerji sistemlerinin kurulum şemasında önemli bir eleman olan MPPT, sistemin doğru çalışması için oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Peki MPPT nedir, ne işe yarar, özellikleri nelerdir?


MPPT kelimesinin Türkçe kelime karşılığı Maksimum Güç Noktası Takipçisidir. Adından da anlaşılacağı gibi, belirli periyotlarda elde edilen gücün peak yaptığı değeri yani tepe değerini takip ederek yüke yollanmasını sağlar. MPPT'ler bir bakıma alternatif enerji sistemlerinin kesişim noktası diyebiliriz. Tüm sistemlerde elde edilen enerjiden maksimum seviyede yararlanmak, bu elektronik cihazlar sayesinde mümkün hale gelmiştir. Rüzgar türbinlerinde ve solar sistemlerde kullanılan MPPT çeşitleri mevcuttur. Kullanım alanlarına göre bazı teknik farklılıkları olsa da genel olarak işleyiş şekilleri aynıdır. Solar MPPT'leri ele alacak olursak, gün içinde güneş ışınlarının yer yüzüne düşme açısı sürekli değişmektedir. Buna bağlı olarak solar panelin (fotovoltaik hücrelerin) absorbe ettiği ışın miktarı da değişeceği için elde edilen enerji her zaman aralığında farklı olacaktır. Fakat sistemin doğru işleyebilmesi için, artan azalan düzensiz bir güç eldesi doğrudan yüke verilemez. Bu güç değerlerinin evirilip düzenli ve verimli bir hale getirilmesi gerekmektedir. İşte MPPT bu sırada devreye girer. Farklı zaman aralıklarında elde edilen farklı güç değerlerinin en büyük olduğu anları tespit ederek bir dizi işleme başlar. Bu işlemleri içerisinde bulunan mikrodenetleyicideki kompleks algoritmalar sayesinde gerçekleştirir.


MPPT'ler enerjinin elde edildiği fotovoltaik piller ile enerji depo birimi arasına yerleştirilen DC-DC dönüştürücülerdir. Fakat bu dönüşüm tek bir aşamada meydana gelen bir olay değildir. Önce fotovoltaik hücrelerden alınan DC gerilim AC'ye çevrilir. Ondan sonra o anki sistem güç ihtiyacına göre farklı gerilim ve akım değerleri tekrar DC'ye dönüştürülür. Buradaki temel amaç fotovoltaik pilden, yüke (sisteme) maksimum gücün iletilmesini sağlamaktır.



PWM (  Darbe genişlik modülasyonu )


PWM (Pulse-width modulation): Darbe genişlik modülasyonu, üretilecek olan darbelerin, genişliklerini kontrol ederek, çıkışta üretilmek istenen analog elektriksel değerin veya sinyalin elde edilmesi tekniğidir.


Normal bir şarj kontrol ünitesi, akü şarj olurken sabit voltaj uygular. Şarj kaynağının sağladığı tüm elektrik, son voltaj değerine ulaşılana kadar akünün şarj olması için kullanılır. PWM, şarj kontrol alanında modül girişini kısa sürelerde kapayarak şarj akımını kontrol eder.


Güneş pilleri ile aküler şarj edilirken, şarj sonu gerilimine ulaşıldığı ilk anda aslında batarya tam olarak dolmamıştır. Akünün şarj sonu geriliminde tutulması sağlanarak %5-%10 luk şarj kaybının telafisi sağlanabilir. Şarj akımı, şarj sonu gerilimden 5-50mv/cell daha düşük bir eşik geriliminin altına düştüğünde yeniden uygulanır. Bu işlem seri olarak periyodik biçimde tekrarlanır ve şarj palsleri daha kısa bir hale gelir. Genellikle frekans sabit ve 100 Hz dir. Sabit akımla şarj durumunda, anahtar sürekli olarak kapalıdır ve aküye tam şarj akımı akar, şarj sonu gerilime ulaşıldığı zaman şarj zamanı ve çevrimin peryodu arasındaki oran (doluluk oranı) pwm ile sıfıra doğru azalacaktır. Böylece ortalama şarj akımı düşecek ve akü gerilimi sabit kalacaktır. PWM kontrolün bir avantajı anahtarlama frekansının bilinmesi ve sabit olmasıdır. Elektromanyetik uyumluluk problemi daha kolay çözülebilir ve ayrıca ortalama şarj akımının izlenmesi daha kolay bir hal alır.